Üst Manşetler Altı

1939’DA FINDIK İSTASYONU ÇALIŞMALARI

1939’DA FINDIK İSTASYONU ÇALIŞMALARI
 
Mevlüt KAYA
 
 Fındık mahsulü, Giresun yöresinin en önemli gelir kaynağı durumundadır. Osmanlı’nın son yüzyıllarından itibaren Giresun’a önemli bir ekonomik getiri sağlayan fındığın yöredeki varlığı incelendiğinde eski çağlara dek indiği görülmektedir. Osmanlı’nın son dönemlerinden itibaren fındığa olan ilgi yörede hızla artmış, mahsulün çokluğu ve kalitesi üzerine pek çok kez projeler üretilmeye çalışılmıştır. Bu doğrultuda söz konusu dönemlerden itibaren ciddi adımlar atılmış, fındık gitgide önemli bir ulusal ürün haline gelmiştir. Fındığın ihracatı, pek çok ülke ile ticari ilişkiler kurulmasını gerektirmiştir. Günümüze doğru gelindikçe fındığın Giresun, Karadeniz Bölgesi ve ülkeye getirileri bakımından uluslararası bir boyut kazandığı görülmektedir.
            Kemal Peker, 1940’lı yıllarda Giresun fındığının basın/medya aracılığıyla tanıtımı için önemli ölçüde çaba sarf etmiştir. Öte yandan, 1939’da Giresun’da fındık istasyonunun önemli çalışmaları olmuştur. Dönemin basınından konuya dair aşağıda yer alan bir kesiti naklediyoruz:
“Fındık İstasyonu Çalışmaları
Vekâlet muakkip kadrosuna 30 memur daha ilave etti. Mücadele teşkilatı İstasyon Teknisyenliği’ne bağlandı. Vekâletten otuzar lira ücretli 30 muakkip kadrosu gelmiştir. Bu muakkipler 304 köyü bulunan Giresun vilayetinin her on köyüne bir tane olmak üzere taksim ve tayin olunmuşlardır.
Evvelce on üç kişiden ibaret olan bu teşkilat “Fındık köy işyarı” adı altında köy bütçelerinden maaş alarak idare olunuyorlardı. Bu adamlar vilayetin iktisadi vaziyeti itibarıyla 8-10 ay maaş alamadıklarından kendilerinden beklenilen vazifeyi tam randımanlı bir şekilde ifa edemiyorlardı. Bunu bir dereceye kadar mazur görmek mecburiyeti hâsıl oluyordu. Şimdi bu teşkilatın genişletilmesi, vekâlet bütçesine devri, çalışacak elemanların on üçten otuza çıkarılması istenilen verimin şüphesiz pek çok olacağına bir delil teşkil edecektir. Bundan başka istasyonun faaliyet sahası genişletilmiştir. Vilayet mücadele teşkilatı doğrudan doğruya fındık istasyon teknisyenliğine bağlanmıştır. Bu itibarla zaten birbirinden ayrılmayan fındık bahçelerinin bakımı, imarı, hastalık işleri bir elden ve bol elemanla daha esaslı, rasyonel, metodik bir surette takip ve icra edilmiş olacaktır. Bu; memleketin iktisadi durumunu yükseltecek, istihsalatın çoğalmasını, bollaşmasını, mükemmelleşmesini intaç edecektir.
Vilayet bütçesinden alınan 1550 liralık bir tahsilatla merkez ve kazalarda muvakkat kırkar liralık ücretli 15 kontrol memuru fındık istasyonu emrine alınmıştır. Bunlar, pazarlara yaş, çürük, nevileri seçilmemiş mahsulatı sokmayacaklardır. Bunun neticesi olarak mallarımız daha yüksek fiyatla satılacak, milli servet tabii seviyesini kaybetmeyecektir. Yani istihsal maddemiz layık olduğu değerler satılacaktır.
Fındık istasyonu emrindeki 30 kişilik muakkipler, mahsul ve hasadın pazarlara gelme aylarında ayni işlerde kullanılacaklardır. Bu şekilde halkın ve iktisadi bütünlüğümüzün lehine çok esaslı bir gayret sarf edilmiş olacaktır.” (Akgün, 10 Ağustos 1939).
            1939’da dünyayı etkisi altına alan sosyal, ekonomik ve siyasi buhranın ağır koşullarında fındığın kalitesinin arttırılması için yapılacak çalışmalara bütçe ayrılması, o yıllarda fındığın öneminin, ülkeye ve bölgeye getirilerinin nasıl olacağının anlaşıldığının göstergesidir. Osmanlı’nın son döneminde ticaretin bozulmasında göze çarpan etkenlerden biri yaş fındığın “bir şekilde” tüccardan geçirilerek başka memleketlere gönderilmesi, sevk edildiği yere varıncaya kadar bozulması, çürümesi idi. Ürünler geri dönüyor, ticarette güven kalmıyordu. Üreticinin, yaş ürünü fazla kilo=fazla para mantığıyla birtakım yöntemlerle hileye başvurarak satması özellikle dış ticaretteki prestiji yok ediyordu. Bundan da öncelikle ülke ve bölge ekonomisi zarar görüyordu. Bu nedenle yukarıdaki kesitten de anlaşılacağı üzere, fındık istasyonun, fındığın kalitesinin sağlanması ve denetimi için çalışan kadrosunu arttırması adeta zorunlu bir ihtiyaç haline gelmişti. Çünkü fındık “Giresun”, Giresun ise “fındık” ile özdeşleşmişti; hem Türkiye’de hem de dünyada. Öyleyse yörede yetiştirilen ve ticarete konu olan fındıkların son derece kaliteli olması önemli bir gereklilik olarak görülmüştü.
Dikkat! Yazılan yorumlar hiçbir şekilde sitenin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.

BU HAFTA OKUNANLAR

ANKET

Eynesil'e en son ne zaman geldiniz?
İmsak00:00
Güneş00:00
Öğle00:00
İkindi00:00
Akşam00:00
Yatsı00:00

GÜNLÜK BURÇLAR

KoçBoğaİkizlerYengeçAslanBaşakTeraziAkrepYayOğlakKovaBalık

SÜPER LİG

TakımOGMBAP

KARİKATÜR

Deneme kar

ZİYARETÇİ DEFTERİ

Düşüncelerinizi bizimle paylaşmak ister misiniz?Ziyaretçi Defteri